Barselona Tatili

Kulağa çok üzücü geliyor biliyorum ama maalesef “tatil bitiyor”. Ağustos’un bitişi bana her zaman eve dönüşü hatırlatır. Çünkü çocukluğumdan beri her yaz Ağustos ayında Antalya’dan döner, okul alışverişlerini yapmaya başlardık. Son birkaç senedir kendi tatil planlarımı kendim yapıyor olsam da Eylül gelmeden işime gücüme odaklanmış buluyorum kendimi. Bu sene de böyle oldu tabii ki. O yüzden tempo başlamadan ve hala daha tatildeyken Antalya’daki evimizin balkonunda Barselona’ya dair not ettiklerimi ve deneyimlerimi anlatmak için geçiyorum bilgisayarın başına.

Barselona! Gitmeyi hiç düşünmediğim, aslında çok da merak etmediğim, arkadaşlarımın daveti üzerine gittiğim bir yerdi. Fakat döndükten sonra anladım ki hayatımda yaptığım en güzel şey Barselona gibi bir şehirde bir hafta yaşamakmış. O yüzden bu yazıyı yazarken hem yeniden yaşıyormuş gibi olduğum için, hem de sizlerle paylaştığım için çok mutluyum!

Konaklama ve Ulaşım 

Bu seyahati en az masrafla atlatmayı düşünüyordum. Bu kış hem okula gitmiş hem de 7 yaşında bir çocuğa bakmıştım. Biriktirdiğim parayla İspanya gidiş dönüş biletimi, Paris ve Roma uçak biletlerimi almayı planlıyordum. Öyle de yaptım. Belki biraz eziyetli oldu ama neticede kendi ulaşım masraflarımı karşılamış oldum.

İstanbul’dan Barselona’ya direk uçuşlar çok pahalı olduğu için ben uçak biletimi Madrid’e aldım. Uçakla Madrid’e gittim, oradan da otobüse binerek Barselona’ya geçtim. Otobüs biletimi internet üzerinden ALSA firmasından 13 Euro’ya almıştım. Bu yüzden benim açımdan oldukça uyguna geldi. Evet, Barselona-Madrid arası neredeyse 8 saatti ve uçak da 4 saat sürmüştü ama yine de ben kendi paramla bazı şeyleri yapmak istediğim için çektiğim eziyete değdi açıkçası.

Arkadaşlarım orada İspanyolca kursuna gittikleri ve neredeyse iki ay bir süre orada kalacakları için kendilerine Passeig de Gracia caddesi üzerinde bir ev kiralamışlardı. Ben de bir hafta kalacağım için ev sahibine 150 Euro gibi bir rakam ödedim. Evin merkezi oluşu ve mutfağının olması beni birçok masraftan kurtardı. Eğer sizde de bir arkadaş grubuyla gidecekseniz ve benim gibi bir hafta gibi bir süre kalacaksanız böyle bir şey tercih edebilirsiniz.

Madrid’le karşılaştırıldığında ulaşımın Barselona’da pahalı olduğu söylenebilir. Öyle ki Madrid’te bir kullanımlık metro bileti 1.20 Euro’yken Barselona’da 2.15 Euro’ydu. Ben genellikle yürümeyi tercih ediyor olsam da uzun süre kalacağım için kendime 10 kullanımlık bir ulaşım kartı aldım ve bu karta 10.30 Euro ödedim. Bu kartları metrolardaki makinelerden alabilirsiniz ancak iyi muhafaza etmelisiniz çünkü bir zarar geldiği zaman kart kullanılamıyor. Arkadaşlarımın başına geldi, o yüzden uyarıyorum. 

Barselona ile ilgili bir diğer konu da herkesin İspanya’da çok hırsızlık oluyor, çok dikkat edin uyarılarıyla ilgili. Gitmeden önce okuduğum bloglarda bu konuyla ilgili o kadar çok uyarı vardı ki ilk iki gün sürekli çantamı kontrol etmekle geçti. Ben, çantanı kontrol etme, hırsızlık yok, sal gitsin demiyorum ama yine de korkulacak kadar bir şey olmadığını, başımıza bir şey gelmediğini söylemeliyim. Ama siz yine de tedbiri elden bırakmayın tabii.

Konaklama ve Ulaşımla ilgili konulardan bahsettiğime göre şimdi sıra en zevkli yerde! Barselona’da nereye gidilir? Ne yenilir, ne içilir? Hadi şimdi biraz bunlardan bahsedelim!

Sagra da Familia

Barselona’yla adeta özdeşleşen mimar Gaudi’nin tamamlanamayan kilisesi Sagra da Familia. Gaudi, çalışmalarını yaparken tek ilham kaynağı doğa olmuş. İlgileniyorsan, hatta bence ilgilenmiyorsan bile gitmelisin. Çünkü gerçekten çok görkemli.

Casa Mila / Casa Batllo

Gaudi’nin eserlerinden devam edelim. Passeig de Gracia caddesi üzerinde birbirine çok da uzakta olmayan bu iki yapı, Gaudi’nin doğadan ilham alarak yaptığı önemli eserlerden. Ben Casa Mila, bir diğer adıyla La Pedrera’yı ziyaret etmeyi tercih ettim. İçinde hala daha yaşayan insanların olduğu aynı zamanda müze özelliği gösteren bu yapıyı mimariye merakın varsa ziyaret etmelisin. Çünkü içeride yalnızca Gauidi’nin bu görkemli yapısını görmekle kalmayacak, onun maketlerini, insan ergonamiğine uygun olarak tasarladığı mobilya örneklerini de görme fırsatı yakalayacaksın. Giriş ücreti: 16.50 Euro

Park Güell

Yine ve yine Gaudi’nin tasarımı olan bu park hem bulunduğu doğa, hem de güzel bir Barselona manzarası için gitmeye değer. Söylemeden edemeyeceğim, burada çok güzel müzikler yapan sokak sanatçıları vardı. Oturup dakikalarca dinleyebilirdim. Giriş : 7 Euro

Tibidabo

Barselona’nın en yüksek tepesi. Bünyesinde görkemli bir kilise ve eğlence parkını barındıran bu tepeye bir tramvayla çıktık. Gittiğimizde bizi müthiş bir manzara bekliyordu. Tüm Barselona ayaklarımızın altındaydı. Oradan bir Churros (ispanyol tatlısı) alıp, bu müthiş manzaranın tadını çıkardık. Fakat uyarmakta fayda var, çok yüksekte olduğu için baya soğuktu. Tramvay: 7 Euro Churros: 6.50 Euro

Montserrat

Eğer Barselona’ya gitmişsen ve vaktin de varsa Barselona’nın 40 km ötesinde bulunan Montserrat dağına kesinlikle çıkmalısın. Muhteşem manzarası ve görkemli manastırıyla meşhur olan Montserrat’a yolculuk etmek bile keyifli. Gidiş-dönüş tren bileti: 20.20 Euro

Barri Gotic

Avrupa seyahatim boyunca sokaklarında gezmekten en çok keyif aldığım yerlerden biriydi Barri Gotic. Tamamıyla gotik mimariyle oluşturulmuş bu sokaklarda yürüyüşler yapabilir, bol bol fotoğraf çekebilir ve birbirinden tatlı vintage dükkanlardan alışveriş yapabilirsin. Barri Gotic’e kadar gitmişken de Topping Circus’tan dondurma yemeyi ihtmal etmeyin! Hayatımda yediğim en güzel dondurmaydı. 

Plaça de Reial

Bana en çok Barselona’da olduğumu hissettiren yerdi Plaça de Reial. Neden mi? Çünkü burada pek çok insan, sokak gösterileri, lezzetli İspanyol yemekleri ve elbette ki meşhur İspanyol içkisi Sangria’nın eeen güzeli vardı. Ben Ocana restoranı tercih ettim. Hem fiyatları diğer restoranlara göre daha uygun hem de yemekleri de lezzetliydi. Paella (meşhur İspanyol yemeği): 17 Euro, Sangria: 8 Euro

La Boqveria

Barselona’nın en kalabalık caddesi olan La Rambla’da yer alıyor bu pazar. Eğer sen de benim gibi meyve aşığı bir insansan bu pazara gitmeli, çeşit çeşit olan meyvelerden almalısın. Çok keyifliiiiiiii… 

Barcelonata

Barselona’ya gidip de denize girmemek olmaz tabii ki. Bir öğleden sonra denize girip güneşlenmek için güzel bir yer. Yoook ben yüzmem güneşlenmem ne işim olur dersen de bir bisiklet kiralayıp sahil boyunca sürmek de çok keyifli olabilir.

 Özetle Barselona yazın gidilebilecek eeeeen güzel yerlerden biri. Yazımı bitirmeden bir kaç küçük bilgi  daha eklemek istiyorum.

-Herhangi bir yerde tapas yemeyi ihmal etmeyin.

-Toplu taşımaya çok ihtiyacınız yok. Yürüyebildiğiniz kadar yürüyün.

-Passeig de Gracia caddesi üzerinde bulunan 365 adlı cafede bir cafe con leche (İspanyollar çok tüketiyor) ve bir kuruvasanı 1.70 Euro’ya alabilirsiniz. Paranız falan biterse aklınızda bulunsun. 

-Barselona’da İspanyolcadan baya farklılık gösteren Katalanca konuşuluyor.

-Eğer Flamenco izlemek isterseniz -ki kesinlikle izlemelisiniz- Plaça de Reial’de bulunan Los Tarantos’ta yarım saatlik gösteriler var. Fiyat: 10 Euro

Benim Barselona seyahatim böyle geçti. Eeeeen mutlu olduğum anı soracak olursanız, Plaça de Reial’de oturup sangria içtiğim akşam eeeen mutlu olduğum akşamdı. Benden bu kadar! Adios!!! 

Bu yazıyı hazırlayan Nurdan Hanım’a çok teşekkür ederiz. Takipçimizin diğer tatil anılarını görmek için buraya tıklayınız. 

 

 


YORUMLAR:

Henüz bir yorum yapılmamış. ilk yorumu siz yapın

YORUM BIRAK:


Puan Verin:

Copyright 2019 villaduragi.com.tr - Web sitesi üzerindeki tüm haklar DESİRA İNŞAAT TURİZM GIDA TARIM VE TİC.LTD.ŞTİ.’ye aittir.

WhatsApp